Soba

Döngünün güzünde çaresizlikle yürüyor soba. Elimden hiçbir şey gelmiyor. Algılarım ne açık ne kapalı, arafın derinliklerinde dolaşıyorum. Beyhude umutlara tutkunum. Beslemeyi bırakırsam ölür mü araftaki umutlarım? Yorgun çok yorgun ve bir o kadar da usanmışım. Düşünmek istemiyorum. Sonunu bildiğim filmlerde figüran olmak zor geliyor. Ürperiyorum sadece uyumak istiyorum. Sol yandaki sobanın son zamanları. Ne kadar yakılırsam yakılayım dışımı ısıtamıyorum. Çürüdü dışım, geçti zamanım. Bir soba olarak ölüyorum. Kaldırılıp bir kenara atılacağım, belki üç beş kuruşa bir eskicinin olacağım. Bir bilseniz içimde ne kitaplar yandı. Oluklarımdan kan damladı dışımı ısıtmak için. Bir ruh geldi tüm sıcaklığı ve tüm soğukluğuyla. Portakal kabukları koydum her yerime. Soğuk havalarda üşümüş elleri ısıtmak istedim. Düşünürdüm, yanan odunların çatırdamasını dinlerdim. Çok uğraştım konuşabilmek için, yanışı fark edip bir şeyler yapmak için. Bir sobadan başka bir şey olamadım. Kısık sesim çatırtılardan farklı duyulmadı. Sadece bir soba göründü. Yalnızca basit bir sobaydı. Hiçbir zaman yakaramazdı. O bin yakuttan parlak zamana dağılmış anılara özlem duyan bir soba olamazdı. Zamanı tanımasa bile bilen, hisseden bir soba... Adları hiç bilemedim, zaman benim içim çaresizlikti. Çatılmış kaşlardaki asaletti. Bir soba olarak son kışım da bitti. Bir soba bu kadar tutkun olabilir miydi döngüye? Oldu, her geçen gün daha da oldu. Çürümem hızlandı ve silikleştim. Son umudum da gitti. Tutkun oldum, öldüm , ısıtamadım, duyulamadım. Dilsiz, çürük ve zamanı geçmiş bir soba...

Yorumlar

Yorum Gönder