Acı tütünlere taparak değişime direnmek ve kabız olmak.Kadim insan yıkıcılarından kaçarak geçen zamansız geçmişte sıkıştım. Sylvia , ben ve Müslüm oturuyoruz.Başka türlü yaşayamıyoruz. Mütemadiyen rakıyı susuz içerek saatlerimize bakıyoruz.Arada Müslüm bir şeyler mırıldanıyor. Sylvia'nın gözlerinden iki üç damla yaş düşüyor.Ben ise kenarda burnumu karıştırarak damlaların ne zaman düşeceğine dair pelikanlarla bahis oynuyorum.Bu karede uyumsuz olan ben ve Müslüm'e duyduğum nefret.Belki asırlardır buradayız belki sadece on gün.vSylvia uykusu gelince hep Müslüm'ün göğsünde yatardı.Hava soğuk değildi ama ben ne zaman uyusam,üşüdüğümden uyanırdım. İnce bir soğuk,ele batan kıymık gibi gelir beni uyandırırdı. Sylvia tütün eker, Müslüm sarar ben de bir güzel içerdim.Ara sıra yemek yapardım. Müslüm'e hep yemeğin dibi denk gelirdi.Sanırım Müslüm'ü öldüreceğim,kıvırcık marulumsu varlığın çok güzel sesine rağmen .Bir birlerine aşıklar.Bir ömür mutluluklarını izleyip mutlu olmam mümkün değil.Gitmememin yegane nedeni değişmeyen nefret tutkunluğum.Biliyorum ve yemin ediyorum benim olacaksın Sylvia.
1

Yorumlar
Yorum Gönder