Bende isterdim yaşamayı,fark etmesemde insan olmayı.Asla bulamadığım bir çatlaktan akıyor ömrümün siyah zamanı.Küçücük bir odaya sığan ömrüm git gide kararıyor.Ayaklarıma değene kadar fark edemediğim bu siyahlık beni boğmak istiyor.Son demlerini yaşıyor odam ve son nefeslerini arıyor ismi beyaz olan ciğerlerim.Gırtlağıma kadar battığım bu siyahlık beni değiştiriyor.Siyahın kokusunu alıyorum.Burnumu yakıyor bu acı koku.Zaman içinde alışıyoruz bir birimize sesini duyabiliyorum onun."Zaman akıyor ve ben seni topuklarından başına,kalbinden zihnine değiştiriyorum.Penceresiz odanda değişmekten başka çaren yok.Önce kalbini alacağım senden.Tutkuyla atan o kırmızı kalbine ulaştığımda vücuduna kararttığım o et parçasından çaresizlik akacak.Yaşamın sesiyle atan kalbin feryat edecek.Çok sürmeyecek hasta zihnine varmam.Tıkayacağım tüm düşün yollarını,Örümcekler salacağım zihnine.Kahverengi gözlerinin arkasındaki esrar örümcek ağları olacak.Sevgiyi alacağım senden ve merhameti. Derinlerdeki ormanlara ilerleyeceğim ve durmayacağım anılarının her birine bin balta vuracağım.Belki sana kötülük yaptığımı düşüneceksin fakat insanlığını elinden aldığımda anlayacaksın insanlıktan çıkmanın her gün acı çekmekten bin kat daha iyi olduğunu."Çok fazla zamanım kalmadı şu tavuk kıçına benzeyen odamda.Son bir kez sevgiyi hatırlıyorum ala siyah kalbimde,bir an kırmızıya dönüyor kalbim durduracak sanıyorum siyahı,direnecek kocaman bir gider açacak odama.İrkiliyorum ve hatırlıyorum her sevginin verdiği,insana aklını fare deliğine hapsettiren acısını.Silinmeden anı ormanımda gezintiye çıkıyorum , acıyla büyümüş söğütlerle konuşup onlara durumdan bahsediyorum,onlarda vazgeçmiş köklerinden.Bitiyor ömrüm ,yağmur sonrası güneşin yönettiği gökkuşağı senfonisi yerini siyahın sonatına bırakıyor.Gece geliyor her ölü gibi benimde üzerime.
Bende isterdim yaşamayı,fark etmesemde insan olmayı.Asla bulamadığım bir çatlaktan akıyor ömrümün siyah zamanı.Küçücük bir odaya sığan ömrüm git gide kararıyor.Ayaklarıma değene kadar fark edemediğim bu siyahlık beni boğmak istiyor.Son demlerini yaşıyor odam ve son nefeslerini arıyor ismi beyaz olan ciğerlerim.Gırtlağıma kadar battığım bu siyahlık beni değiştiriyor.Siyahın kokusunu alıyorum.Burnumu yakıyor bu acı koku.Zaman içinde alışıyoruz bir birimize sesini duyabiliyorum onun."Zaman akıyor ve ben seni topuklarından başına,kalbinden zihnine değiştiriyorum.Penceresiz odanda değişmekten başka çaren yok.Önce kalbini alacağım senden.Tutkuyla atan o kırmızı kalbine ulaştığımda vücuduna kararttığım o et parçasından çaresizlik akacak.Yaşamın sesiyle atan kalbin feryat edecek.Çok sürmeyecek hasta zihnine varmam.Tıkayacağım tüm düşün yollarını,Örümcekler salacağım zihnine.Kahverengi gözlerinin arkasındaki esrar örümcek ağları olacak.Sevgiyi alacağım senden ve merhameti. Derinlerdeki ormanlara ilerleyeceğim ve durmayacağım anılarının her birine bin balta vuracağım.Belki sana kötülük yaptığımı düşüneceksin fakat insanlığını elinden aldığımda anlayacaksın insanlıktan çıkmanın her gün acı çekmekten bin kat daha iyi olduğunu."Çok fazla zamanım kalmadı şu tavuk kıçına benzeyen odamda.Son bir kez sevgiyi hatırlıyorum ala siyah kalbimde,bir an kırmızıya dönüyor kalbim durduracak sanıyorum siyahı,direnecek kocaman bir gider açacak odama.İrkiliyorum ve hatırlıyorum her sevginin verdiği,insana aklını fare deliğine hapsettiren acısını.Silinmeden anı ormanımda gezintiye çıkıyorum , acıyla büyümüş söğütlerle konuşup onlara durumdan bahsediyorum,onlarda vazgeçmiş köklerinden.Bitiyor ömrüm ,yağmur sonrası güneşin yönettiği gökkuşağı senfonisi yerini siyahın sonatına bırakıyor.Gece geliyor her ölü gibi benimde üzerime.
Yorumlar
Yorum Gönder